el-irhâḵ ~ اَلْإِرْهَاقَ

Kamus-ı Muhit - الإرهاق maddesi

اَلْإِرْهَاقُ [el-irhâḵ] (hemzenin kesriyle) Bir kimseye tugyân ve taʹaddî havâle ve ilhâk eylemek maʹnâsınadır; yukâlu: أَرْهَقَهُ طُغْيَانًا إِذَا أَغْشَاهُ إِيَّاهُ وَأَلْحَقَ ذَلِكَ بِهِ Ve bir kimseye güçlük ve renc ve mihnet teklîf eylemek maʹnâsınadır; yukâlu: أَرْهَقَهُ عُسْرًا إِذَا كَلَّهُ إِيَّاهُ Ve namâzı namâz-ı dîgerin vakti çatıp yetişince kadar te΄hîr eylemek maʹnâsına müstaʹmeldir; yukâlu: أَرْهَقَ الصَّلاَةَ إِذَا أَخَّرَهَا حَتَّى كَادَتْ تَدْنُو مِنَ الْأُخْرَى Ve ivdirmek maʹnâsınadır; tekûlu: أَرْهَقْتُهُ أَنْ يُصَلِّيَ أَيْ أَعْجَلْتُهُ عَنْهَا Ve bir adamı tazyîk edip güçlüğe ve renc ve mihnete giriftâr eylemek maʹnâsınadır; tekûlu: لاَ تُرْهِقْنِي لاَ أَرْهَقَكَ اللهُ أَيْ لاَ تُعْسِرْنِي لاَ أَعْسَرَكَ اللهُ

Vankulu Lugatı - الإرهاق maddesi

اَلْإِرْهَاقَ [el-irhâḵ] (hemzenin kesriyle) Namâzı te΄hîr etmek, vakt-i âhir dâhil olmağa karîb oluncaya dek.

اَلْإِرْهَاقُ [el-irhâḵ] (hemzenin kesriyle) Kezâlik bir nesneyi örtmek. Ve fi’l-hadîsi: “إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ إِلَى شَيْءٍ فَلْيَرْهَقْهُ” أَيْ فَلْيَغْشَهُ فَلَا يَبْعُدْ مِنْهُ ve yukâlu: أَرْهَقَهُ طُغْيَانًا إِذَا أَغْشَاهُ إِيَّاهُ Ve tahmîl maʹnâsına da gelir; yukâlu: أَرْهَقَنِي فُلَانٌ إِثْمًا حَتَّى رَهِقْتُهُ أَيْ حَمَّلَنِي إِثْمًا حَتَّى حَمَّلْتُهُ لَهُ Ebû Zeyd eyitti: إِرْهَاقٌ [irhâḵ] teklîf maʹnâsına dahi gelir; yukâlu: أَرْهَقَهُ عُسْرًا إِذَا كَلَّفَهُ إِيَّاهُ ve yukâlu: لَا تُرْهِقْنِي لَا أَرْهَقَكَ اللهُ أَيْ لَا تُعْسِرْنِي لَا أَعْسَرَكَ اللهُ



Kamus Muhit ve Vankulu Ara

Metinde Ara:
Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı