الإِرْمَاءُ [el-irmâ΄] (hemzenin kesriyle) Artmak, ziyâde maʹnâsınadır; yukâlu: أَرْمَأَ الشَّيْءُ عَلَى مِائَةٍ إِذَا زَادَ عَلَيْهَا Ve pek yakın olmak maʹnâsınadır; yukâlu: أَرْمَأَ إِلَيْهِ إِذَا دَنَا
اَلْإِرْمَاءُ [el-irmâ΄] (hemzenin kesriyle) Atmak maʹnâsınadır. Mü΄ellif bunu tekrâr eylemiştir; yukâlu: أَرْمَاهُ بِمَعْنَى رَمَاهُ Ve ziyâde olmak maʹnâsınadır; yukâlu: أَرْمَى عَلَى الْخَمْسِينَ أَيْ زَادَ Ve ihrâc ʹani’l-arz maʹnâsına müstaʹmeldir; yukâlu: أَرْمَتْ بِهِ الْبِلَادُ أَيْ أَخْرَجَتْهُ
اَلْإِرْمَاءُ [el-irmâ΄] (hemzenin kesri ve elifin meddiyle) Ziyâde kılmak; tekûlu: أَرْمَيْتُ عَلَى الْخَمْسِينَ إِذَا زِدْتَ Yaʹnî elli yaşından tecâvüz etsen. Ve
إِرْمَاءٌ [irmâ΄] Aşağı düşürmeğe dahi derler; yukâlu: طَعَنَهُ فَأَرْمَاهُ عَنْ فَرَسِهِ إِذَا أَلْقَاهُ عَنْ ظَهْرِ دَابَّتِهِ كَمَا يُقَالُ أَذْرَاهُ Ve
إِرْمَاءٌ [irmâ΄] Elden taşı bırakmağa dahi derler; tekûlu: أَرْمَيْتُ الْحَجَرَ مِنْ يَدِي إِذَا أَلْقَيْتَ Ve
إِرْمَاءٌ [irmâ΄] Atmağa dahi derler; tekûlu: سَابَّهُ فَأَرْمَى عَلَيْهِ Yaʹnî onunla “Söğüşüp ona bir nesne attı.” Ve
إِرْمَاءٌ [irmâ΄] Ribâya vermeğe dahi derler; tekûlu: أَرْمَى فُلَانٌ إِذَا أَرْبَى
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı