اَلْفَلْقَةُ [el-felḵat] (تَمْرَةٌ [temret] vezninde) Devenin kulağı altında işbu resme basılmış damgaya denir ki ortasından bir ʹamûd şakk eylemiş halkadan ʹibârettir.
اَلْفِلْقَةُ [el-filḵat] (fâ’nın kesriyle) Bu dahi dâhiye maʹnâsınadır. Ve bir nesnenin kırıntısına denir; yukâlu: هَذِهِ فِلْقَتُهُ أَيْ كِسْرَتُهُ Ve فِلْقَةُ الْجَفْنَةِ [filḵatu’l-cefnet] ayrılmış çanağın nısfına denir; yukâlu: هَذِهِ فِلْقَةُ الْجَفْنَةِ أَيْ نِصْفُهَا
اَلْفِلْقَةُ [el-filḵat] (fâ’nın kesri ve lâm’ın sükûnuyla) Bir nesnenin pâresi. Ve çanak içinde olan nesnenin yarısına dahi derler; yukâlu: أَعْطِنِي فِلْقَةَ الْجَفْنَةِ أَيْ نِصْفَهَا Ve sâhib-i Ṡurâḩ’ın bu makâmda فِلْقَةٌ [filḵat] fethledir dediği muhâlif olduğu sâhib-i Ḵâmûs’un ve gayrın zabtından zâhir olur ki onlar kesre işâret etmiştir.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı