جِمَادٌ [Cimâd] (كِتَابٌ [kitâb] vezninde) Bir muhaddistir.
جَمَادِ [cemâdi] (قَطَامِ [ḵaṯâmi] vezninde) Bahîl şahsı zemm ve kadh maʹrazında îrâd olunur. Ve bu, masdardan maʹdûl fiʹl-i emrdir, “câmidü’l-hâl olmaktan hâlî olmasın” demekten. Kâle fi’l-Esâs: جَمَادِ لَهُ دُعَاءٌ عَلَى الْبَخِيلِ بِجُمُودِ الْحَالِ وَنَقِيضُهُ حَمَادِ لَهُ
اَلْجَمَادُ [el-cemâd] (سَحَابٌ [seḩâb] vezninde) Kurak yere ıtlâk olunur ki aslâ yağmur dokunmamış ola. Ve kurak seneye denir ki onda aslâ yağmur yağmamış ola. Mü΄ellifin اَلْأَرْضُ وَالسَّنَةُ لَمْ يُصِبْهَا مَطَرٌ kavlinde لَمْ يُصِبْهَا kavli ikisinin kaydıdır. Esâs’ta وَسَنَةٌ جَمَادٌ وَأَرْضٌ جَمَادٌ لاَ حَيَاً فِيهَا أَيْ لاَ مَطَرَ ʹunvânıyla mersûmdur. Ve
جَمَادٌ [cemâd] Künd ve kâhil nâkaya ıtlâk olunur. Ve bu, حِصَانٌ [ḩiṡân] gibi mü΄ennes-i vasfî faʹâldir. Ve
جَمَادٌ [cemâd] Sütsüz nâkaya ıtlâk olunur; yukâlu: نَاقَةٌ جَمَادٌ أَيْ لاَ لَبَنَ فِيهَا Ve bir nevʹ sevb ismidir; bunda cîm’in kesriyle de zebân-zeddir. Ve ʹArablar bahîl kimseye جَمَادُ الْكَفِّ [cemâdu’l-keff] ıtlâk ederler; yukâlu: فُلاَنٌ جَمَادُ الْكَفِّ أَيْ بَخِيلٌ
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı