اَلتَّابُوتُ [et-tâbût] Maʹlûmdur ki içine cenâze vazʹ ve nakl olunan zarf-ı haşebîdir, aslı تَأْبُوَةٌ [te΄buvet] idi تَرْقُوَةٌ [terḵuvet] vezninde vâv, iskân olunup hâ-i te΄nîs tâ’ya kalb olundu. Ve lügat-ı Ensâr-ı kirâm hâ-i asliyye ile تَابُوهٌ[tâbûh]tur.
اَلتَّابُوتُ [et-tâbût] Şol tahtadan işlenen nesne ki ona meyyit korlar. Aslında تَابُوَةٌ idi, bâ’nın zammı ve vâv’ın fethiyle, mislu: تَرْقُوَةٌ [terḵuvet] ki فَعْلُوَةٌ [faʹluvet] vezni üzere olur. Vaktâ ki vâv sâkin olduysa hâ-i te΄nîs tâ’ya kalb olundu. Baʹzılar eyitti: Ḵur΄ân-ı ʹazîmde Ḵureyş ve Enṡâr’ın lügati muhtelif olmamıştır, illâ تَابُوتٌ [tâbût]ta ki lügat-ı Ḵureyş tâ ile ve lügat-ı Enṡâr hâ iledir.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı