اَلْأَجْهَرُ [el-echer] (أَحْمَرُ [aḩmer] vezninde) Hoş-manzar ve hûb-kıyâfet, aʹzâsı mütenâsib ve endâmı tâmm ve mevzûn mahbûba denir; yukâlu: غُلاَمٌ أَجْهَرُ أَيْ حَسَنُ الْمَنْظَرِ وَالْجِسْمِ التَّامَّةُ Ve şaşılığı bed olmayıp melâhatli olan şaşıya denir; yukâlu: رَجُلٌ أَجْهَرُ أَيْ أَحْوَلُ مَلِيحُ الْحَوَلَةِ Ve kamaşık gözlü adama denir ki güneş pertevinde bir nesneyi göremez ola; yukâlu: رَجُلٌ أَجْهَرُ إِذَا كَانَ لاَ يُبْصِرُ فِي الشَّمْسِ Ve şol ata denir ki alnında olan sabâhu’l-hayrı bütün yüzüne şâmil olmuş ola; yukâlu: فَرَسٌ أَجْهَرُ إِذَا كَانَ قَدْ غَشِيَتْ غُرَّتُهُ وَجْهَهُ
اَلْأَجْهَرُ [el-echer] (hemzenin ve hâ’nın fethi ve mâ-beynde cîm’in sükûnuyla) Güneşte görmeyen kimse.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı