سَمُّ السَّمَكِ [semmu’s-semek] Şecere-i mâhî-zehredir ki balık otu dedikleri dârûnun nebâtıdır, بُوصِيرٌ [bûṡîr] demekle maʹruftur; mefâsıl ağrılarına ve kalça ve arka ağrılarına ve nikris ʹilletine nâfiʹdir. Ve müstaʹmel olan kışrıdır, dövüp suya bıraksalar ekl eden balıklar sarhoş olup suyun yüzüne çıkarlar. Ve yaprağında kuvvet ve dühniyyet olmakla çerâglarda fitil yerine yakarlar. Ve
سَمٌّ [semm] lafzı masdar olur, bir adama zehr içirmek maʹnâsına; yukâlu: سَمَّهُ سَمًّا مِنَ الْبَابِ الْأَوَّلِ إِذَا سَقَاهُ السَّمَّ Ve taʹâma yâ şarâba zehr katmak maʹnâsınadır; yukâlu: سَمَّ الطَّعَامَ إِذَا جَعَلَ السَّمَّ فِيهِ Ve şîşenin ağzını tıkamak maʹnâsınadır; yukâlu: سَمَّ الْقَارُورَةَ إِذَا سَدَّهَا Ve iki kimseyi barıştırmak maʹnâsınadır; yukâlu: سَمَّ بَيْنَهُمَا إِذَا أَصْلَحَ Ve bir nesneyi ıslâh eylemek maʹnâsınadır; yukâlu: سَمَّ الشَّيْءَ إِذَا أَصْلَحَهُ Ve bir nesneyi bir kimseye mahsûs kılmak ve mahsûs olmak maʹnâsına müteʹaddî ve lâzım olur; yukâlu: سَمَّ النِّعْمَةَ إِلَيْهِ فَسَمَّتْ هِيَ أَيْ خَصَّهَا فَخَصَّتْ Ve bir mâddenin künh ve gavrına nazar edip dikkat ve imʹânla yoklamak maʹnâsınadır; yukâlu: سَمَّ الْأَمْرَ إِذَا سَبَرَهُ وَنَظَرَ غَوْرَهُ
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı