semʹat ~ سَمْعَةٌ

Kamus-ı Muhit - سمعة maddesi

اَلسَّمْعَةُ [es-semʹat] (ضَرْبَةٌ [ḋarbet] vezninde) Binâ-i merredir; tekûlu: سَمِعْتُهُ سَمْعَةً أَيْ مَرَّةً ve yekûlûne: سَمْعَةُ أُذُنِي فُلاَنًا يَقُولُ ذَلِكَ ke-mâ merre, yaʹnî “Filân sözü söylerken kendi kulağım işitti, hâlen sâmiʹamdadır.” سَمْعَة [semʹat] lafzının refʹ ve izâfetiyle aslı سَمِعَتْ أُذُنِي فُلاَنًا سَمْعَةً idi, fiʹli izmâr ve sıhhat-ı terkîb için takdîm olunduktan sonra sebâta delâlet için merfûʹ oldu. Bunda sîn’in kesriyle de câ΄izdir ki hâlet için olur. Ve سَمْعَةٌ [semʹat] lafzı sıfat olur; yukâlu: أُذُنٌ سَمْعَةٌ Ke-mâ se-yecî΄u. Ve

سَمْعَةٌ [semʹat] İşitilsin kasdıyla bir iş işlemeğe denir, niteki رِيَاءٌ [riyâ΄] görülsün kasdıyla işlemeye denir; sîn’in zammıyla ve fethateynle lügattır, eşheri zammıladır; yukâlu: فَعَلَهُ سَمْعَةً وَرِيَاءً أَيْ لِيَسْمَعَهُ النَّاسُ وَيَرَوْهُ



Kamus Muhit ve Vankulu Ara

Metinde Ara:
Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı