eṡ-ṡurret ~ اَلصُّرَّةُ

Kamus-ı Muhit - الصرة maddesi

اَلصُّرَّةُ [eṡ-ṡurret] (ṡâd’ın zammıyla) Keseye ıtlâk olunur ki içine akçe ve altın vazʹ olunur; yukâlu: صَرَّ الدَّرَاهِمَ فِي الصُّرَّةِ وَهِيَ شَرْجُ الدَّرَاهِمِ وَنَحْوِهَا

اَلصِّرَّةُ [eṡ-ṡirret] (ṡâd’ın kesri ve râ’nın teşdîdiyle) Soğuğun şiddetine, ʹalâ-kavlin soğuğa denir; hâ’sız صِرٌّ [ṡirr] dahi bu maʹnâyadır ki ismlerdir; yukâlu: مَضَتِ الصِّرَّةُ وَالصِّرُّ أَيْ شِدَّةُ الْبَرْدِ أَوِ الْبَرْدُ Ve pek şiddetle haykırmağa ve feryâda denir; yukâlu: أَقْبَلَ فِي صِرِّةٍ أَيْ أَشَدِّ صِيَاحٍ

اَلصَّرَّةُ [eṡ-ṡarret] (ṡâd’ın fethiyle) Şedîd olan tasaya ve gam ve gussaya denir; yukâlu: أَخَذَتْهُ صَّرَةُ الْكَرْبِ أَيْ شِدَّتُهُ Kezâlik cenk ve kıtâlin ve harâret-i havânın şiddetine denir; yukâlu: أَفْضَى جِدَالُهُمْ إِلَى الصَّرَّةِ أَيْ شِدَّةِ الْحَرْبِ ve yukâlu: مَضَتْ صَرَّةُ الْقَيْظِ أَيِ شِدَّةُ الْحَرِّ Ve

صَرَّةٌ [ṡarret] عَطْفَةٌ [ʹaṯfet] maʹnâsınadır ki câdû-meşreb olan nisvânın teshîr için efsûnladıkları boncuğa denir. Mü΄ellif bu maʹnâyı tekrâr eylemiştir. Asl mâdde-i mezkûre pek bağlamak maʹnâsına mevzûʹ olup maʹânî-i sâ΄ire ondan müteferriʹdir. Ve

صَرَّةٌ [ṡarret] Cemâʹate ıtlâk olunur, inʹikâd ve inzimâmı sebebiyle. Ve taʹabbüsle yüz göz burtarıp buruşturmağa ıtlâk olunur; tekûlu: قَابَلَنِي بِصَرَّةِ الْوَجْهِ أَيْ بِتَقْطِيبِهِ Ve memesi sarılıp bağlanmakla sütü yığılıp dolmuş koyuna denir; yukâlu: شَاةٌ صَرَّةٌ أَيْ مُصَرَّاةٌ

Vankulu Lugatı - الصرة maddesi

اَلصُّرَّةُ [eṡ-ṡurret] (ṡâd’ın zammıyla) Şol kîsedir ki içine akçe korlar.

اَلصَّرَّةُ [eṡ-ṡarret] (ṡâd’ın fethi ve râ’nın teşdîdiyle) Savt-ı aʹlâyla haykırmak. Ve

صَرَّةٌ [ṡarret] Cemâʹate dahi derler. Ve hüznden ve gayrıdan olan şiddete dahi derler. Ve ziyâde harârete dahi derler.



Kamus Muhit ve Vankulu Ara

Metinde Ara:
Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı