reyyet ~ رَيَّةٌ

Kamus-ı Muhit - رية maddesi

رَيَّا [Reyyâ] ve

رَيَّةُ [Reyyet] (râ’ların fethiyle) İki mevziʹlerdir.

اَلْوَرْيُ [el-very] (vâv’ın ve râ’nın sükûnuyla) İnsân ve hayvânın veremden yâ bir marazdan nâşî cevfinde hâdis olan irine ve çirke denir yâhûd şol şedîd yâraya denir ki içeride hâdis olup kan ve irin kusmağa mü΄eddî ola; yukâlu: فِي جَوْفِهِ وَرْيٌ أَيْ قَيْحٌ فِي الْجَوْفِ أَوْ قَرْحٌ شَدِيدٌ يُقَاءُ مِنْهُ الْقَيْحُ Ve

وَرْيٌ [very] Masdar olur, adamın içerisini yaradan hâdis olan irin berbâd eylemek maʹnâsınadır; yukâlu: وَرَى الْقَيْحُ جَوْفَهُ يَرِي وَرْيًا إِذَا أَفْسَدَهُ Ve bir adamın akciğerine vurmak maʹnâsınadır; yukâlu: وَرَى فُلَانٌ فُلَانًا إِذَا أَصَابَ رِئَتَهُ Ve

وَرْيٌ [very] ve

رِيَةٌ [riyet] (عِدَةٌ [ʹidet] vezninde) Âteş yanıp ʹalevlenmek maʹnâsınadır; yukâlu: وَرَتِ النَّارُ وَرْيًا وَرِيَةً إِذَا اتَّقَدَتْ Ve deve semirip yağ ve ilik bağlamak maʹnâsınadır; yukâlu: وَرَتِ الْإِبِلُ إِذَا سَمِنَتْ فَكَثُرَ شَحْمُهَا وَنِقْيُهَا Ve

وُرِيٌّ [vuriyy] (عُتِيٌّ [ʹutiyy] vezninde) ve

رِيَةٌ [riyet] (عِدَةٌ [ʹidet] vezninde) Çakmaktan âteş çıkmak maʹnâsınadır; yukâlu: وَرَى الزَّنْدُ وَوَرِيَ وَرْيًا وَوُرِيًّا وَرِيَةً مِنَ الْبَابِ الثَّانِي وَالرَّابِعِ إِذَا خَرَجَتْ نَارُهُ Ve gövdenin iliği sımsıkı dolgun olmak maʹnâsınadır, yukâlu: وَرِيَ الْمُخُّ وَرْيًا مِنَ الْبَابِ الرَّابِعِ إِذَا اكْتَنَزَ

Vankulu Lugatı - رية maddesi

اَلرَّيَّةُ [er-reyyet] (râ’nın fethi ve yâ’nın teşdîdiyle) Sulanmak; tekûlu: مِنْ أَيْنَ رَيَّتُكُمْ أَيْ مِنْ أَيْنَ تَرْتَوُونَ الْمَاءَ Ve

رَيَّةٌ [reyyet] Suyu çok olan pınara dahi derler; yukâlu: عَيْنٌ رَيَّةٌ إِذَا كَانَتْ كَثِيرَةَ الْمَاءِ

Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı