اَلصَّرْبَى [eṡ-ṡarbâ] (سَكْرَى [sekrâ] vezninde) بَحِيرَةٌ [baḩîret]e ıtlâk olunur ki سَائِبَةٌ [sâ΄ibet] gibi Câhiliyyet evzâʹından idi. Ve o şol nâka yâhûd koyundan ʹibârettir ki on batn doğurdukta kulağını şakk edip âzâd ve tesyîb ederler idi. Ve helâk oldukta eti nisvân tâ΄ifesine harâm olup hemân ricâl kısmı ekl ederler idi. Mü΄ellif “ب،ح،ر” mâddesinde bir iki kavl-i muhtelif dahi zikr eylemiştir. O hayvânın sütü hemân mihmâna münhasır olmakla memelerinde müctemiʹ olup kaldığından صَرْبَى [ṡarbâ] ıtlâk olunmuştur.
اَلصَّرْبَى [eṡ-ṡarbâ] (ṡâd’ın fethi ve râ’nın sükûnuyla ve elifin kasrıyla ʹalâ-vezni فَعْلَى [faʹlâ]) بَحِيرَةٌ [beḩîret]tir. Ve بَحِيرَةٌ [beḩîret]in şerhi سَائِبَةٌ [sâ΄ibet] tefsîrinde mürûr etmiştir. Ve onun için بَحِيرَةٌ [beḩîret]e صَرْبَى [ṡarbâ] derler ki بَحِيرَةٌ [beḩîret]in sütü konuktan gayrı için sağılmadığı cihetten memesinden süt az gelir. Ve oğlan semirmek için habs-i hades etmeğe dahi صَرَبٌ [ṡareb] derler; yukâlu: صَرَبَ الصَّبِيُّ لِيَسْمَنَ وَهُوَ إِذَا احْتَبَسَ ذُو بَطْنِهِ فَيَمْكُثُ يَوْمًا لَا يُحْدِثُ وَذَلِكَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَسْمَنَ
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı