el-ḵaṯirân ~ اَلْقَطِرَانُ

Kamus-ı Muhit - القطران maddesi

اَلْقَطْرَانُ [el-ḵatrân - el-ḵitrân] (ḵaf’ın fethi ve kesriyle) ve

اَلْقَطِرَانُ [el-ḵaṯirân] (ظَرِبَانٌ [ḋaribân] vezninde) أَبْهَلٌ [ebhel] ve أَرْزٌ [erz] makûlesi ağaçların ʹusâresine denir ki Türkîde dahi katrân derler. Ve

قَطِرَانُ [Ḵaṯirân] (ظَرِبَانٌ [ḋaribân] vezninde) Bir şâʹirin adıdır. Ve ʹÖmer b. ʹAbbâd el-ʹAdevî ve ʹAbbâd b. Ziyâd b. Ebîh nâm kimselerin iki re΄s yağız atlarının ismidir.

اَلْقَطْرُ [el-ḵaṯr] (سَطْرٌ [saṯr] vezninde) ve

اَلْقُطُورُ [el-kuṯûr] (خُطُورٌ [ḣuṯûr] vezninde) ve

اَلْقَطَرَانُ [el-ḵaṯarân] (fetehâtla) Damlamak maʹnâsınadır; yukâlu: قَطَرَ الْمَاءُ وَالدَّمْعُ قَطْرًا وَقُطُورًا وَقَطَرَانًا مِنَ الْبَابِ اْلأَوَّلِ إِذَا سَقَطَ قَطْرَةً ve yukâlu: قَطَرَتْ اِسْتُهُ إِذَا مَصَلَتْ Yaʹnî “İshâle uğradı.” Ve

قَطْرٌ [ḵaṯr] Müteʹaddî olur, damlatmak maʹnâsına; yukâlu: قَطَرَهُ اللهُ قَطْرًا Ve

قَطْرٌ [ḵaṯr] Damlayan şey΄e denir ki damla taʹbîr olunur. Müfredi قَطْرَةٌ [ḵaṯret]tir; cemʹi قِطَارٌ [ḵiṯâr]dır ḵâf’ın kesriyle. Ve

قَطْرٌ [Ḵaṯr] Vâsiṯ ile Baṡra beyninde bir mevziʹ adıdır. Ve

قَطْرٌ [ḵaṯr] Kezâlik masdar olur, develeri katarlamak maʹnâsına; yukâlu: قَطَرَ الْإِبِلَ قَطْرًا إِذَا قَرَّبَ بَعْضَهَا إِلَى بَعْضٍ عَلَى نَسَقٍ Ve

قُطُورٌ [ḵuṯûr] Pek sürʹatle gitmek maʹnâsına müstaʹmeldir; yukâlu: قَطَرَ فِي الْأَرْضِ قُطُورًا إِذَا ذَهَبَ وَأَسْرَعَ Ve

قَطْرٌ [ḵaṯr] Bir adamı ʹunf ve şiddetle yere çalmak maʹnâsına müstaʹmeldir; yukâlu: قَطَرَ فُلاَنًا إِذَا صَرَعَهُ صَرْعَةً شَدِيدَةً Ve esvâb dikmek maʹnâsına müstaʹmeldir; yukâlu: قَطَرَ الثَّوْبَ إِذَا خَاطَهُ Ve bir semte alıp getirmek maʹnâsına müstaʹmeldir ve nefy makâmına mahsûstur; tekûlu: مَا أَدْرِي مَنْ قَطَرَهُ وَمَنْ قَطَرَ بِهِ أَيْ أَخَذَهُ

Vankulu Lugatı - القطران maddesi

اَلْقَطِرَانُ [el-ḵaṯirân] (ḵâf’ın fethi ve ṯâ’nın kesriyle) Katran dedikleri maʹrûf nesne.

اَلْقَطَرَانُ [el-ḵaṯarân] (fethateynle) Su ve suyun gayrı damlamak.

Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı