اَلْإِسْتِقْلَالُ [el-istiḵlâl] Bir nesneyi kaldırıp yüklenmek maʹnâsınadır; yukâlu: إِسْتَقَلَّ الشَّيْءَ إِذَا حَمَلَهُ وَرَفَعَهُ Ve yükselmek maʹnâsınadır; yukâlu: إِسْتَقَلَّ الطَّائِرُ فِي طَيَرَانِهِ إِذَا ارْتَفَعَ Ve nebât uzayıp boylanmak maʹnâsınadır; yukâlu: إِسْتَقَلَّ النَّبَاتُ إِذَا أَنَافَ Ve bir yerden göçüp gitmek maʹnâsınadır; yukâlu: إِسْتَقَلَّ الْقَوْمُ إِذَا ذَهَبُوا وَارْتَحَلُوا Ve bir nesneyi azınsımak maʹnâsınadır; yukâlu: إِسْتَقَلَّهُ إِذَا عَدَّهُ قَلِيلًا Ve darılmak ve öfkelenmek maʹnâsınadır; yukâlu: إِسْتَقَلَّ الرَّجُلُ إِذَا غَضِبَ Ve bir adamı titreme tutmak maʹnâsınadır; yukâlu: إِسْتَقَلَّتْهُ الرِّعْدَةُ إِذَا أَرْعَدَتْ
اَلْإِسْتِقْلَالُ [el-istiḵlâl] (hemzenin ve tâ’nın kesriyle) Bir nesneyi az ʹadd etmek; yukâlu: إِسْتَقَلَّهُ إِذَا عَدَّهُ قَلِيلًا Ve
إِسْتِقْلَالٌ [istiḵlâl] İrtifâʹa dahi derler; yukâlu: إِسْتَقَالَتِ السَّمَاءُ أَيِ ارْتَفَعَتْ Ve göçüp gitmeğe dahi derler; yukâlu: إِسْتَقَلَّ الْقَوْمُ إِذَا مَضَوْا وَارْتَحَلُوا
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı