اَلسَّلْوُ [es-selv] (sîn’in fethi ve lâm’ın sükûnuyla) ve
اَلسُّلُوُّ [es-suluvv] (عُلُوٌّ [ʹuluvv] vezninde) ve
اَلسُّلْوَانُ [es-sulvân] (sîn’in zammıyla) ve
اَلسُّلِيُّ [es-suliyy] (عُتِيٌّ [ʹutiyy] vezninde) Bir nesneyi unutup ondan kalbi fârig ve âzâde olmak maʹnâsınadır; yukâlu: سَلَاهُ وَسَلَا عَنْهُ وَسَلِيَهُ سَلْوًا وَسُلُوًّا وَسُلْوَانًا وَسُلِيًّا مِنَ الْبَابِ الْأَوَّلِ وَالرَّابِعِ إِذَا نَسِيَهُ يَعْنِي وَفَرَغَ وَذَهِلَ عَنْ ذِكْرِهِ Mü΄ellifin Baṡâ΄ir’de beyânına göre سَلْوٌ [selv] mâddesi bir nesnenin muhabbeti gönülden zâ΄il olmak maʹnâsına mevzûʹdur, pes unutmak maʹnâ-yı lâzımı olur.
اَلسُّلْوَانُ [es-sulvân] (sîn’in zammı ve lâm’ın sükûnuyla) Zikr olunan suyun ismi. Ve سَقْيُ سُلْوَانٍ [saḵyu sulvân] ferâgat etmek maʹnâsından kinâyet dahi olur. Kâle’l-Aṡmaʹî: تَقُولُ الرَّجُلُ لِصَاحِبِهِ سَقَيْتَنِي مِنْكَ سَلْوَةً وَسُلْوَانًا أَيْ طَيَّبَتْ نَفْسِي عَنْكَ Ve baʹzılar eyitti: سُلْوَانٌ [sulvân] şol devâdır ki onu hazîn olan kimse içtikte hüznden halâs bulur ve etıbbâ ona مُفَرِّحٌ [muferriḩ] derler.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı