keraʹ ~ كَرَعٌ

Kamus-ı Muhit - كرع maddesi

اَلْكَرَعُ [el-keraʹ] (fethateynle) Bir yerde irkilmiş yağmur suyuna denir ki eğilip ondan ağız ile içmek kâbil ola; yukâlu: فِي الْوَادِي كَرَعٌ كَثِيرٌ وَهُوَ مَاءُ السَّمَاءِ يُكْرَعُ فِيهِ Ve davarın ayaklarına denir, قَوَائِمُ الدَّابَّةِ [ḵavâ΄imu’d-dâbbet] maʹnâsına. Ve

كَرَعٌ [keraʹ] Masdar olur, bir adamın inciklerinin yukarıları incecik olmak maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَ الرَّجُلُ كَرَعًا مِنَ الْبَابِ الرَّابِعِ إِذَا دَقَّ مُقَدَّمَ سَاقَيْهِ Ve füru-mâye ve zât ve zamânı ve vakʹ ve iʹtibârı dûn ve kemter kimseye ıtlâk olunur; kavâ΄im-i dâbbe maʹnâsındandır. Müfredi ve cemʹi berâberdir; yukâlu: رَجُلٌ وَرِجَالٌ كَرَعٌ أَيْ سَفِلٌ دَنِيُّ النَّفْسِ وَالْمَكَانِ Ve kız, erkek istemek maʹnâsınadır ki ere kızmak taʹbîr olunur; yukâlu: كَرِعَتِ الْجَارِيَةُ كَرَعًا إِذَا اغْتَلَمَتْ Ve bir adam davarın hemân paçasını yemeğe kanâʹat eylemek maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَ الرَّجُلُ إِذَا اجْتَزَأَ بِأَكْلِ الْكُرَاعِ Ve bir adamın paçası ağrımak maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَ الرَّجُلُ إِذَا شَكَى كُرَاعَهُ Ve insân yâhûd hayvân ince paçalı olmak maʹnâsınadır, gerek kolları uzun ve gerek kısa olsun; yukâlu: كَرِعَ الرَّجُلُ وَالضَّأْنُ إِذَا صَارَ دَقِيقَ الْأَكَارِعِ وَالْأَذْرُعِ طَوِيلَةً كَانَتْ أَوْ قَصِيرَةً Ve bir kimse denî ve sâfil olmak maʹnâsına müstaʹmeldir; yukâlu: كَرِعَ الرَّجُلُ إِذَا سَفُلَ Ve incik kemiğinin yukarısı incerek olmak maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَتِ السَّاقُ إِذَا دَقَّ مُقَدَّمُهَا Ve bulut yağmur yağdırmak maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَتِ السَّمَاءُ إِذَا أَمْطَرَتْ Ve bir kara taşlığın burun gibi tümüp çıkmış yerine varmak maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَ فُلاَنٌ إِذَا صَارَ فِي الْكُرَاعِ مِنَ الْحَرَّةِ Ve gereği gibi tîb sürünmekle bedenine yapışmak maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَ الرَّجُلُ إِذَا تَطَيَّبَ بِطِيبٍ فَلَصِقَ بِهِ Ve ʹavret be-gâyet erkeğe kızıp cimâʹa düşkün olmak maʹnâsınadır; yukâlu: كَرِعَتِ الْمَرْأَةُ فِي الرَّجُلِ إِذَا اشْتهَتْ إِلَيْهِ وَأَحَبَّتِ الْجِمَاعَ

Vankulu Lugatı - كرع maddesi

اَلْكَرَعُ [el-keraʹ] (fethateynle) Kezâlik vech-i mezkûr üzere içmede lügattır; yukâlu: كَرِعَ يَكْرَعُ كَرَعًا مِنَ الْبَابِ الرَّابِعِ Ve

كَرَعٌ [keraʹ] İnciğin mukaddemi ince olmağa dahi derler; yukâlu: فِيهِ كَرَعٌ وَ[قَدْ] كَرِعَ يَكْرَعُ إِذَا دَقَّ مِنْهُ ذَلِكَ Ve

كَرَعٌ [keraʹ] Şol yağmur suyudur ki bir yerde cemʹ olmağın ağızla içmeğe kâbil ola.



Kamus Muhit ve Vankulu Ara

Metinde Ara:
Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı