et-taḵṯîr ~ اَلتَّقْطِيرُ

Kamus-ı Muhit - التقطير maddesi

اَلتَّقْطِيرُ [et-taḵṯîr] (تَفْعِيلٌ [tefʹîl] vezninde) Bu dahi damlatmak maʹnâsınadır; yukâlu: قَطَّرَ الْمَاءَ إِذَا أَسَالَهُ قَطْرَةً قَطْرَةً Ve bir nesneyi ʹûd ağacıyla buhûrlamak maʹnâsınadır; yukâlu: قَطَّرَ ثَوْبَهُ إِذَا بَخَّرَهُ بِالْقُطْرِ أَيِ الْعُودِ Ve bir adamı yanı üzere aktarıp düşürmek maʹnâsınadır; yukâlu: قَطَّرَ فُلاَنًا عَلَى فَرَسِهِ إِذَا أَلْقَاهُ عَلَى قُطْرِهِ Ve develeri katara dizmek maʹnâsınadır; yukâlu: قَطَّرَ الْإِبِلَ إِذَا قَرَّبَ بَعْضَهَا إِلَى بَعْضٍ عَلَى نَسَقٍ Ve

تَقْطِيرٌ [taḵṯîr] سَلَسُ الْبَوْلِ [selesu’l-bevl] ʹilletinin ismidir ki mübtelâ olan bevlini tutmaz olur. Fi’l-asl masdardır, yukâlu: بِهِ تَقْطِيرٌ أَيْ لَمْ يَسْتَمْسِكْ بَوْلُهُ ʹİllet-i mezbûre bevlin seyelânıyla ihtibâsı beyninde bir hâlettir, gâhca selesu’l-bevl gibi kendi kendisine akar ve gâhca حَبْسُ الْبَوْلِ [ḩabsu’l-bevl] gibi zor ile çıkar ve çıktığı vakt de derd ile katre katre çıkar.

Vankulu Lugatı - التقطير maddesi

اَلتَّقْطِيرُ [et-taḵṯîr] (ʹalâ-vezni اَلتَّكْرِيم [et-tekrîm]) Bir cânibi üzere bırakmak; yukâlu: طَعَنَهُ فَقَطَّرَهُ تَقْطِيرًا أَيْ أَلْقَاهُ عَلَى أَحَدِ قُطْرَيْهِ وَهُمَا جَانِبَاهُ Ve

تَقَطُّرٌ [teḵaṯṯur] Bir cânib üzere düşmeğe de derler; yukâlu: قَطَّرَهُ فَتَقَطَّرَ إِذَا أَلْقَاهُ عَلَى أَحَدِ جَانِبَيْهِ Ve

تَقَطُّرٌ [teḵaṯṯur] Bir nesneyi katre katre akıtmağa dahi derler. Ve

تَقْطِيرُ الْإِبِلِ [taḵṯîru’l-ibil] Deveyi katarlamağa dahi derler. Ve fi’l-meseli: “اَلنُّفَاضُ يُقَطِّرُ الْجَلَبَ” Yaʹni “Kaçan kavmin azığı kalmasa deveyi katara dizip katar katar beyʹ etmeğe götürür.” Ve نُفَاضٌ [nufâḋ] nûn’un zammıyla ve fâ’yla ve âhirinde ḋâd-ı muʹceme ile azığı tükenen kimselerdir.

Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı