دُعَيْمِيصُ الرَّمْلِ [Duʹaymîṡu’r-Reml] (musaggar bünyesiyle) Selefte dühâttan bir ʹabd-i esved lakabıdır, rehberlik husûsunda be-gâyet hâzık ve mâhir idi, Yemen’de ve Vebâr dedikleri ârâm-gâh-ı tâ΄ife-i cinn olan yere ondan gayrı bir kimse vazʹ-ı kadem edemez idi. Mevâsim-i haccın birinde ʹalâ-ru΄ûsi’l-enâm kıyâm ve işbu ḣفَمَنْ يُعْطِنِي تِسْعًا وَتِسْعِينَ بَكْرَةً || هِجَانًا وَأُدْمًا أُهْدِهِ لِوَبَارِḢ beytini inşâd eyledikte Mehre kabîlesinden bir kimse nâs arasından kalkıp matlûbu olan doksan dokuz genç ve kerîm develeri ve edîmleri iʹtâ eylemekle o dahi mezbûru ehl ve ʹayâl ve eşyâ΄ ve emvâliyle yükletip götürmeğe mübâderet eyledi. Giderek kumluğun vasatına doğru vâsıl oldukta nâgehân cinn tâ΄ifesi merkûm Duʹaymîṡ’in gözlerini çarpıp kör eylemekle mütehayyir kalıp ʹâkıbet kendisi ve yanında olanlar o kumluklarda helâk oldular. Bu münâsebetle ʹArablar bir maslahata be-gâyet ʹârif ve âşinâ olan kimse hakkında هُوَ دُعَيْمِيصُ هَذَا الْأَمْرِ derler.
دُعَيْمِيصُ الرَّمْلِ [Duʹaymîṡu’r-Reml] (dâl’ın zammı ve ʹayn’ın fethiyle ve yâ’nın sükûnu ve mîm’in kesri ve meddiyle) Bir kimsenin ismidir ki ziyâde zekî idi ve onunla mesel darb edip “هُوَ دُعَيْمِيصُ هَذَا الْأَمْرِ” derler, husûs-ı mezbûrun ziyâde ehl-i vukûfudur diyecek mahallinde.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı