neml ~ نَمْلٌ

Kamus-ı Muhit - نمل maddesi

اَلنَّمِلُ [en-nemil] (كَتِفٌ [ketif] vezninde) ve

اَلنَّامِلُ [en-nâmil] ve

اَلْمُنْمِلُ [el-munmil] (مُحْسِنٌ [muḩsin] vezninde) ve

اَلْمِنْمَلُ [el-minmel] (مِنْبَرٌ [minber] vezninde) ve

اَلنَّمَّالُ [en-nemmâl] (شَدَّادٌ [şeddâd] vezninde) Koğucuya denir; yukâlu: رَجُلٌ نَمِلٌ وَنَامِلٌ وَمُنْمِلٌ وَنَمَّالٌ أَيْ نَمَّامٌ Ve

نَمِلٌ [nemil] (كَتِفٌ [ketif] vezninde) Cünbüş ve neşâtından bir yerde ârâm eylemeyip kesîrü’l-hareke olan ata vasf olur; yukâlu: فَرَسٌ نَمِلٌ أَيْ لَا يَسْتَقِرُّ فِي مَكَانٍ Ve şol adama denir ki be-gâyet çîre-dest olmakla gördüğü işi hemân bi-ʹaynihi ʹamele getirir ola, ʹalâ-kavlin her sanʹatta üstâz olan adama denir; yukâlu: رَجُلٌ نَمِلٌ أَيْ خَفِيفُ الْأَصَابِعِ لَا يَرَى شَيْئًا إِلَّا عَمِلَهُ أَوْ حَاذِقٌ

Vankulu Lugatı - نمل maddesi

اَلنَّمْلَةُ [en-nemlet] (vezn-i mezbûr üzere) Vâhidi, bir karınca maʹnâsına. Ve

نَمْلٌ [neml] Şol hurde sivilcelere dahi derler ki az şişle peydâ olur, baʹdehu yürüyüp yayılır ki ona etıbbâذُبَابٌ [žubâb] derler. Ve Mecûs tâ΄ifesi eydür: Bir kimsenin oğlu hemşîresinden hâsıl olmuş olsa ve o kimse nemle üzerine hatt çekse sâhibi şifâ bula. Ve

نَمْلَةٌ [nemlet] Atta olan ʹuyûbdan biridir ki o atın tırnağı atın ayağında tüyü nihâyet bulduğu yerden yonulan yere varınca yarık olmaktır.

اَلنَّمِلُ [en-nemil] (nûn’un fethi ve mîm’in kesriyle) Ayakları bir yerde karâr etmeyen at; yukâlu: فَرَسٌ نَمِلُ الْقَوَائِمِ إِذَا كَانَ لَا يَسْتَقِرُّ Ve

نَمِلٌ [nemil] Koğucu maʹnâsına da gelir, نَمَّامٌ [nemmâm] gibi.



Kamus Muhit ve Vankulu Ara

Metinde Ara:
Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı