اَلْفَمُ [el-fem] (fâ’nın harekât-ı selâsıyla) Ağıza denir, Fârisîde dehen derler. Ve فَمٌ [femm] aslda فَوَهٌ idi. Ve baʹzen mîm’i müselleseten müşedded olur, niteki “ف،و،ه” mâddesinde meşrûhtur. Şârih der ki teşdîd-i mîm eşʹârda yaʹnî zarûrete mahsûstur. Ve
فَمٌ [fem] Deriyi bir kerre dibâgat eylemeğe denir ki bir ağız dibâgat taʹbîr olunur; yukâlu: فَمٌ مِنَ الدِّبَاغِ أَيْ مَرَّةٌ مِنْهُ
اَلْفَمُ [el-fem] (fâ’nın fethi ve mîm’in tahfîfiyle) Ağız, dehen maʹnâsına. Ve فَمٌ [fem] aslında فَوْهٌ idi, ondan hâ’yı hazf ettiklerinde vâv iʹrâba mütehammil olmamağın vâv’dan ʹıvaz mîm getirildi. Ve kaçan onu tasgîr etsen aslına redd edip اَلْفُوَيْهُ dersin fâ’nın zammı ve vâv’ın fethi ve yâ’nın sükûnuyla ve cemʹinde اَلْأَفْوَاهُ dersin hemzenin fethiyle أَفْمَاءٌ demezsin. Ve فَمٌ [fem]de bir niçe lügat vardır; yukâlu: هَذَا فَمٌ وَرَأَيْتُ فَمًا وَمَرَرْتُ بِفَمٍ Ve baʹzılar fâ’yı meksûr kılarlar, ʹalâ-külli hâl. Ve baʹzılar فَمٌ [fem]i iki iʹrâbla muʹreb kılıp هَذَا فُمٌ derler fâ’nın ve mîm’in zammıyla ve رَاَيْتُ فَمًا derler fâ’nın ve mîm’in fethiyle ve مَرَرْتُ بِفَمٍ derler fâ’nın ve mîm’in kesriyle ve ammâ mîm’i müşedded kılmak hemîn şiʹrde câ΄izdir.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı