el-humâm ~ اَلْهُمَامُ

Kamus-ı Muhit - الهمام maddesi

اَلْهُمَامُ [el-humâm] (غُرَابٌ [ġurâb] vezninde) Hörgüçten erimiş yağa denir. Ve kardan eriyip akan suya denir. Ve ʹazîmü’l-himmet ve kaviyyü’l-ʹazîmet padişaha ve vâlîye denir; yukâlu: مَلِكٌ هُمَامٌ أَيْ عَظِيمُ الْهِمَّةِ Ve nefsinde bahâdır olup sehî ve civân-merd olan seyyid ve zî-şân adama denir ve bu ricâle mahsûs vasftır, cemʹi هِمَامٌ [himâm] gelir, كِتَابٌ [kitâb] vezninde; yukâlu: رَجُلٌ هُمَامٌ أَيْ سَيِّدٌ شُجَاعٌ سَخِيٌّ Ve

هُمَامٌ [humâm] Arslana denir. Ve Zebbân b. Kaʹb’ın feresi ismidir.

اَلْهَمَّامُ [el-hemmâm] (شَدَّادٌ [şeddâd] vezninde) Koğucuya ıtlâk olunur; yukâlu: رَجُلٌ هَمَّامٌ أَيْ نَمَّامٌ Ve

هَمَّامٌ [Hemmâm] Esâmîdendir: Hemmâm b. el-Ḩârišamp; ve İbn Zeyd ve İbn Mâlik sahâbelerdir. Ve eyyâm-ı berdin üçüncü gününe ıtlâk olunur ki bürûdete tasmîm günü olacaktır; yukâlu: هَذَا يَوْمُ الْهَمَّامِ أَيِ الْيَوْمُ الثَّالِثُ مِنَ الْبَرْدِ Mütercim der ki هَمَّامٌ [hemmâm] ʹazm maʹnâsına olan هَمٌّ [hemm] mâddesinden dahi فَعَّالٌ [faʹʹâl] olur, ke-mâ fi’l-hadîsi: “أَصْدَقُ الْأَسْمَاءِ حَارِثٌ وَهَمَّامٌ” لِأَنَّهُ مَا مِنْ أَحَدٍ إِلَّا وَهُوَ يَهُمُّ بِأَمْرٍ

Vankulu Lugatı - الهمام maddesi

اَلْهُمَامُ [el-humâm] (hâ’nın zammıyla ve mîm’in tahfîfiyle) ʹÂlî-himmet olan beg, melik-i ʹazîmü’l-himme maʹnâsına.



Kamus Muhit ve Vankulu Ara

Metinde Ara:
Sıradaki Maddeler

Arama ekranı

Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı