اَلنَّسَمُ [en-nesem] (fethateynle) Nefesü’r-rûh maʹnâsınadır ki bedende cânın soluğundan ʹibârettir, hayât ve râhatı mûcib hâlettir ki murâd soluk alıp vermektir; tekûlu: رَاحَةُ الرُّوْحِ فِي نَسَمِهَا أَيْ فِي نَفَسِهَا Ve nefesü’r-rîh maʹnâsınadır ki rüzgârın nefeslenip âheste ve hoş ve mülâyim esmesinden ʹibârettir; cemʹi أَنْسَامٌ [ensâm] gelir; tekûlu: وَجَدْتُ نَسَمَ الرِّيحِ أَيْ نَفَسَهَا Ve bozulmuş ve câddelikten çıkmış eski yola denir. Ve süt ve yağlı zefîr kokusuna denir. Ve bir cins kuş adıdır ki tüylerinin üzerleri yeşil olur, be-gâyet sürʹatle pervâz eder; müfredi نَسَمَةٌ [nesemet]tir.
اَلنَّسَمُ [en-nesem] (fethateynle) Rüzgârın mülâyemetle başlaması katılmazdan evvel. Ve minhu’l-hadîs: بُعِثْتُ فِي نَسَمِ السَّاعَةِ أَيْ حِينَ ابْتَدَأَتْ وَأَقْبَلَتْ أَوَائِلُهَا Ve سَاعَةٌ [sâʹat]tan murâd kıyâmet günüdür. Ve
نَسَمٌ [nesem] Kezâlik نَسَمَةٌ [nesemet] kelimesinin cemʹidir.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı