اَلْهِنْءُ [el-hin΄] (hâ’nın kesri ve nûn’un sükûnuyla) ve
اَلْهَنْءُ [el-hen΄] (مَنْعٌ [menʹ] vezninde) ve
اَلْهَنَاءُ [el-henâ΄] (سَلاَمٌ [selâm] vezninde) Taʹâm, hoş-güvâr olup vücûda yaramak maʹnâsınadır; tekûlu: هَنَأَنِيَ الطَّعَامُ وَهَنَأَ لِي يَهْنَأُ بِالْفَتْحِ وَيَهْنِئُ بِالْكَسْرِ وَيَهْنُؤُ بِالضَّمِّ هِنْئًا وَهَنْئًا وَهَنَاءً مِنَ الْبَابِ الثَّالِثِ وَالثَّانِي وَالْخَامِسِ إِذَا صَارَ هَنِيئًا Ve taʹâmı hazm ettirmek maʹnâsınadır; tekûlu: هَنَأَتْنِيهِ الْعَافِيَةُ Yaʹnî “Mizâcımda olan sıhhat ve ʹâfiyet sebebiyle olan kuvvet bana yediğim taʹâmı hazm ettirdi.”
اَلْهَنْءُ [el-hen΄] ve
اَلْهِنْءُ [el-hin΄] (hâ’nın fethiyle ve kesriyle ve nûn’un sükûnuyla) Masdarlardır, hazm olmak maʹnâsına. Ve
هَنْءٌ [hen΄] (feth-i hâ ve sükûn-ı nûn ile) Bir kimseyi beslemeğe de derler; yukâlu: هَنَأْتُهُ شَهْرًا أَهْنَؤُهُ مِنَ الْبَابِ الثَّالِثِ إِذَا عُلْتَهُ Ve ʹatâ kılmağa dahi derler, nitekim هِنْءٌ [hin΄] kesr-i hâ’yla ʹatâ΄ kılınan nesneye derler. Ve هَنِئْتُ الطَّعَامَ dahi derler, taʹâmı hazm ettim maʹnâsına.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı