اَلْهَمْسُ [el-hems] (لَمْسٌ [lems] vezninde) Gizli sese denir; tekûlu: سَمِعْتُ مِنْ جَانِبِهِ هَمْسًا أَيْ صَوْتًا خَفِيًّا Ve mutlakan gizli nesneye, ʹalâ-kavlin be-gâyet gizli ve yapça ayak tavışına denir. Ve sıkmak maʹnâsına masdar olur; yukâlu: هَمَسَ الْعِنَبَ هَمْسًا مِنَ الْبَابِ الثَّانِي إِذَا عَصَرَهُ Ve kırmak maʹnâsınadır; yukâlu: هَمَسَهُ إِذَا كَسَرَهُ Ve ağzı açmayarak lokma çiğnemek maʹnâsınadır ki gizlice olur; yukâlu: هَمَسَ الطَّعَامَ إِذَا مَضَغَهُ وَفَمُهُ مُنْضَمٌّ Ve kelâl ve fütûrsuz gece gitmek, ʹalâ-kavlin gece ve gündüzde kıllet-i fütûr ile gitmek maʹnâsınadır; yukâlu: هَمَسَ فُلاَنٌ إِذَا سَارَ بِاللَّيْلِ بِلاَ فُتُورٍ أَوْ هُوَ قِلَّةُ الْفُتُورِ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ Ve sadrdan çıktığı belli olmayarak ve cehr ve izhâr eylemeyerek ağzın içinden pek gizlice savt gibi söz söylemek maʹnâsınadır; yukâlu: هَمَسَ الْكَلاَمَ إِذَا حَسَّ الصَّوْتَ فِي الْفَمِ مِمَّا لاَ إِشْرَابَ لَهُ مِنْ صَوْتِ الصَّدْرِ وَلاَ جَهَارَةَ فِي الْمَنْطِقِ
اَلْهَمْسُ [el-hems] (hâ’nın fethi ve mîm’in sükûnuyla) Gizli âvâz. Ve
هَمْسُ الْأَقْدَامِ [hemsu’l-aḵdâm] Ayaktan hâsıl olan âvâzların en hafîsi. Kâlallâhu taʹâlâ ʹazze ve celle: ﴿فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا﴾ (طه 108)
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı