اَلْهَمَّارُ [el-hemmâr] (شَدَّادٌ [şeddâd] vezninde) Ve
اَلْهَامِرُ [el-hâmir] Yağmuru pek seyelân eden buluta denir; yukâlu: سَحَابٌ هَمَّارٌ وَهَامِرٌ أَيْ سَيَّالٌ Ve
هَمَّارٌ [hemmâr] Pek ozan, yanşak, yâve-gû adama denir; yukâlu: رَجُلٌ هَمَّارٌ أَيِ الْكَثِيرُ الْكَلاَمِ مِهْذَارٌ Ve
هَمَّارٌ [Hemmâr] Esâmîdendir: Nuʹaym b. Hemmâr ashâbdandır.
اَلْهَمَّارُ [el-hemmâr] (hâ’nın fethi ve mîm’in teşdîdiyle) ve
اَلْمِهْمَارُ [el-mihmâr] (mîm’in kesri ve hâ’nın sükûnuyla) ve
اَلْمِهْمَرُ [el-mihmer] (mîm-i evvelin kesri ve mîm-i sânînin fethiyle) Şol kimsedir ki ağzından kelimât aka yaʹnî pür-gûy ola.
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı