اَلْإِرْقَانُ [el-irḵân] (hemzenin kesriyle) Bir cins kırmızı şecer ismidir. Türkîde kızıl ağaç dedikleridir. Ve kınaya denir, حِنَّاءٌ [ḩinnâ΄] maʹnâsına. Ve zaʹferâna denir. Ve kardeş kanı dedikleri dârûya denir. Ve bir gûne âfete denir ki ekin kısmına ʹârız olup özünü tebâh eylemekle sarartıp berbâd eder, Türkîde san derler sagır kâf’la ve o ekine san vurmuş derler. Ve o âfet insâna dahi ʹârız olur ve ona أَرَقَانٌ [ereḵân] dahi denir fetehâtla ve إِرِقَانٌ [iriḵân] denir kesreteynle ve أَرُقَانٌ [eruḵân] denir hemzenin fethi ve râ’nın zammıyla ve أَرْقٌ [erḵ] ve أَرْقَانٌ [erḵân] denir hemzenin fethiyle ve râ’nın sükûnuyla ve أُرَاقٌ [urâḵ] denir غُرَابٌ [ġurâb] vezninde ve يَرَقَانٌ [yereḵân] denir yâ-yı tahtiyye ile ve bu eşher-i lügattır. Beyne’l-etıbbâ΄ يَرَقَانٌ [yereḵân] ile meşhûrdur, Türkîde sarılık taʹbîr ederler. Halt-ı asfer yâhûd sevdâ΄ deriye ve derinin altına doğru bilâ-ʹufûnet cereyân eylemekle bedenin levni sufrete yâhûd sevâda mâ΄il be-gâyet mütegayyir olur. Bu ʹillet iki nevʹ olur: biri yerekân-ı esved ve biri yerekân-ı asferdir. Esvedin sebebi tıhâlin câzibesinin zaʹfıdır ki sevdâyı bedene defʹ eder. Ve asfer merâreden hâdis olur. Bu yerekânın bir nevʹi dahi vardır ki yerekân-ı ahder derler, Hindistân’a mahsûstur, memâlik-i sâ΄irede nâdir olur. Ve cümlesinin şuʹbeleri ve esbâb ve ʹalâmâtı kütüb-i tıbbiyyede meşrûhtur. Ve ekin kısmına ʹârız olan bir fenâ΄ ve vahîm havâya denir ki ekini sapsarı eder.
اَلْإِرْقَانُ [el-irḵân] Bi-maʹnâhu; yukâlu: أَرْقَنَ الرَّجُلُ لِحْيَتَهُ
Sitemizde detaylı hızlı ve kolay arama ekranı